FAHRETTİN GÜLENER

       FAHRETTİN GÜLENER 
       KOSOVA BURSA FAHRİ KONSOLOSU

       VİZYONU

 

  • “Ülkem varsa bende varım” söylemini aynen ve ciddiyetle kabul edip kendime yol haritası yapıyorum. İnsanımızın işsizliğine ve ülkemizin katmadeğerli kalkınmasına tek çare olan “uygulamalı meslek eğitimine” elimden gelenin fazlasını yapmam gerektiğini, bir numaralı “toplumsal sosyal sorumluluk” projem olarak geçmişten beri önde tutuyorum…

 

  • “Farkındalık erdemine erişmemiş toplumların kültürel kaybı en büyük problemidir” deyimini, daima bir ders konusu olarak işlemenin yararını çok önemsiyor ve gereğini ülke çapında, her fırsatta ve her yerde yapıyorum. Taraflar için adil olan her türlü faaliyet ve projelere, gücüm ve kabiliyetim oranında katılabilmek adına şiddetli bir arzu ve gereklilik duyuyorum.

 

  • Siyasetin hiçbir yerinde olmadığım halde o zamanın (şimdi rahmetli) Başbakanının hiç tanışmadığımıza rağmen telefonla beni arayıp 1999 seçimlerine davet etmesi sonucunda milletvekili oldum. Şimdi ise Kosova – Bursa Fahri Konsolosluğu görevinin bana verilmesiyle, büyük Türkiye’nin Rumeli coğrafyasındaki ağabeyliğini hissettirecek şekilde Kosova Cumhuriyeti halkının bizlerle olan kardeşlik duygu ve gerçeğine hizmet etmek üzere, akılcı ve anlamlı projelerin eşiğindeyim.

 

  • Türkiye Cumhuriyeti, büyük birmilletin devletinin adıdır. Rumeli coğrafyasında Devletimizin kardeşlik, kültür ve dayanışma gibi başlıklarda dünyaca bilinen ve takdir edilen politikaları vardır. Hembir vatandaş, hemde bir Fahri Konsolos olarak anlaşılır ve izlenebilir projeler dâhilinde hizmet ortağı olabileceğime dair güçlü bir inanç taşıyorum. Özellikle STK ve yarı resmi özel teşebbüs yönetimlerinin, Kosova- Bursa köprüsünü oluşturacak projelerinin daima yanında olabilmek vazifemdir.

 

  • Türkiye’de veya Kosova’da bireyselden genele kadar dünya barışına çalışarak katkı koymamız gerektiğini her iki tarafın insanlarına aşılamayı hedefliyorum. Her iki ülkenin parlamenter ve yerel yönetim dinamikleriyle birlikte hertürlü basın-yayın temsilcileri ve yerel STK’larla yapılabilecek çok iş olduğunu biliyor ve görüyorum. Bu konuda gelebilecek davetlerde görev sahibi olmayı önemsiyorum.

 

  • “Hiçbir vizyonel ilerleme polemik kaldırmaz” deyimindeki gerçeği anlamış bir yetişkin olarak; der zaman ciddi ve tedbirli bir kişiliği temsil etmek hususunda dikkatimiyüksek tutarım … Projelerimin gereği olan destekler mutlaka her kesim tarafından gelecektir. AB projeleri kapsamında ikili, üçlü, beşli vs. katılımlarla yolaçıkan her “ortak akıl” mutlaka hedefine ulaşacaktır.  Bursa kentinin kurumsal akıl taşıyan, katılımcı ve idealist bir Fahri Konsolosu olarak Kosova-Bursa hattında ülkemi gerektiği şekilde temsil ederek barış ve huzur adına çaba gösterenlerle mutlaka el ele ve gönül gönüle olacağımı beyan ederim.

 

           MİSYONU

 

  • Türkiye’ye gelmiş her göçmen vatandaş gibi; dürüst, çalışkan ve faydalı olma azmi ile bir ömür boyu bu güne kadar kıymetli bir hayatı idrak ettim. Özellikle gençlerimizin üzerinde oynanan dış ve iç merkezli oyunların panzehri olarak kendi hayatımı örnek göstermek üzere bir dizi konferans ve anlatımlarla tecrübe kazandığım ciddi bir 27 yılım oldu. Şahsımdaki gelişmiş bir ruh yapısı ve eğitmenlik sevdasıyla okullarda, STK’larda; ziyaretime gelen bireysel ve üçbeş kişilik misafir gruplarında bu özelliklerin çerçevesini çizmem benim asıl görevimdir. Böyle bir hareketi “kurumsal sosyal sorumluluk” bazında ciddiye alıyor; fabrikalarımdaki çalışma arkadaşlarımın ulaştığı yüksek bilinç seviyesiyle eşdeğer tutuyorum.

 

  • İş ve meslek adamı gelişmiş ve varlıklı hale gelecek kitle üretimleri yaptığında “sanayici” unvânını alır. Hiçbir sanayici yasalara aykırı düşen tavır ve davranışta bulunamaz. Kendimde bu ifadenin tam karşılığını görerek ve bilerek 40 yıllık meslek hayatımı doldurdum. Kamunun her kesimi bir ömür boyu emek verdiğim bu haklı ünüme şahittir.

 

  • Vatan toprağını kirletmeden ve her türlü ahlak kirliliğine bulaşmadan da sanayici olunur. Yasalara tam uyum içerisindeki bir iş terbiyesiyle örnek olmayı, “vatan- ülke” kavramına üstün dikkat göstermeyi vazifem olarak bildim ve bileceğim. Bu hedefler topluma kazandırılırken bir milimetre ya da bir miligram taviz vermeden, katkı ve inancı yüksek bir insan markası olarak kişilerive kitleleri hızla “ideal sahibi olma” sevincine ulaştıracağımı öngörüyorum…

  

      FAHRETTİN GÜLENER DEĞERLERİ

 

  • Devletime, vatan toprağına ve insanına maddi ve manevi zarar vermeden 40 yıllık sanayicilik hayatımı severek yaşadım… Devletten hiç kredi almadım ve batırmadım. Binlerce çalışanım oldu, daima hayır dua aldım, bir gün ve bir saat dahi sigortasız adam çalıştırmadım. Devlete ödenmemiş, geciktirilmiş, affa uğramış veya takside bağlanmış hiç borcum olmadı… Kişisel bildirgemi 1999 milletvekili seçimlerinde yayınladığımda çok ilgi çekti bu benim “kişisel sosyal sorumluluğumdur” diyerek hayatımı bu değerler için armağan edercesine feda ettiğimin bilincindeyim…

 

  • Eğer sağlığım ve tabi ki; yüce Takdir bana izin verirse, edindiğim değerlerin “sosyoekonomik” varlığını yakın yıllarda olabildiğince yüceltmem mümkündür. (değerimi bildirmek, hissettirmek havasında olmadan…) Ulaştığım değerleri, anlatıp aşılayabileceğim kitlelerin  hemen  yanıbaşımda  olduğunu  biliyorum..

 

  • Kişinin kendisi marka olmazsa; yaptığı iş marka olsa bile ömrü çok kısa sürer. Çok yakın dost ve iş arkadaşlarımın hepsi anılan ve saygı duyulan birer markadır. İşini iman ederek yapan ve her an hesap vermeye hazır olan bir değer olduğumu hissediyorum. Her değerin bir ederi vardır derler, işte bendeki bu kıymetli yük ve sorumluluk, eşim ve çocuklarımın da ömürlerini verdikleri şartlarda oluşmuş; ölçülemeyecek bir ederi (ödenmiş faturalar toplamını) temsil eder…

 

  • Bursa ilinde; üretim, finans, hizmet vb. sektörlerinde bireysel manada değeri hayli yüksek insanımızı tanıyorum. Ama onlar bazı sebeplerden dolayı çakılı kalmışlardır, nasıl bir irkilme ile dikeyde yol alacağı bilmiyorlar veya önemsemiyor olabilirler… “Hangi yükseğe çıkacağını sen bile bilemezsin; ta ki, kanatlarını açıncaya kadar” diyen bir sözün önderliğinde gerekenleri kısa mesafeli özel eğitimlerle yapmaya yöneldim. İrade, azim, özgüven ve “vazgeçmemeye dair” katı prensiplerle kendimin zirvelerine emin olarak yükseldim. Eğer bu kişisel değeri yayabilir ve ciddi sayıdaki kitlelere yön verebilirsem işte o zaman ben toplumun, ülkemin ve insanlığın önemli değerlerinden biri olabilirim…